12 Mayıs 2017 Cuma

İyi ki Anne Oldum

Hayatımda en güzel mertebeye gelmeme sebep olan kızım Ada’ya...

Sen olmadan ne yapardım, ne yapardık inan hatırlamıyorum... Hayat sanki seninle, senin hayatımıza kattığın değerle başladı. Zaman zaman hatalar yaptım, elim kolum birbirine karıştı, çaresizlikten salya sümük ağladığımda oldu ama her zaman senden gelen bir gülücük ile ödüllendirildim. Beni ben yapan herşeyi seni sen yapan saflıkla tamamladım. Senin hayatıma girmenle, bir çok şey anlam kazandı. Babanla birbirimize daha da bağlandık, dişiliğim seninle tamamlandı, bir birey yetiştirmenin sorumluluğunu seninle yaşadım ve sonsuz sevginin beden bulmuş halini senin hayatımıza girmenle deneyimledik.

Hayatımda iki minik ayağa bu kadar hayran olacağımı, bir minik gülümseme için neredeyse taklalar atacağımı, sadece sen istedin diye el becerimi geliştiren yeni buluşlarla sen yattıktan sonra debeleneceğimi, seni mutlu edecek konuları üretme konusunda uzman olacağımı, senin 1 saatlik uykun için parmak uçlarımda yürüyüp, hapşuruğumu tutacağımı anne olmadan anlamam çok zordu.
İyi ki anne olarak beni seçtin ve iyi ki seninle annelik mertebesine yükseldim.

Seni seviyorum...

Anne’n

7 Mayıs 2017 Pazar

Hamilelikte Beslenme Nasıl Olmalıdır?



Hamileyken annelerin canı çektiği için aslında çok da sağlıklı olmayan şeyleri yemesi, gerekenden fazla kilo alması ve doğum sonrası bu kiloları verememekten şikayet etmesi biz annelerin yaşadığı bir süreçtir.

Beslenme ve diyet danışmanlığı yapan Seçil Kenar'a, hamilelikte ve hamilelik sonrası emzirme döneminde annelerin beslenmesiyle ilgili sorular sordum.


1. Anne hamileyken beslenme düzeni ne şekilde olmalıdır? Bir hamilenin günlük kalori ihtiyacı nedir? 

Yaşamın her döneminde yeterli ve dengeli beslenmek önemli olmasına karşın hamilelik dönemi için çok daha kritik ve önemlidir. Çünkü bu dönemdeki beslenme ile bir yandan anne adayının kendi sağlığının korunması, diğer yandan da doğacak bebeğin normal büyüme ve gelişmesi sağlanması amaçlanır.

Bununla birlikte hamilelikte günlük enerji ve vitamin, mineral gibi tüm besin ögelerinin ihtiyacı artar. Kalori ihtiyacı için net bir sayı söylemek mümkün değildir çünkü ihtiyaç her annenin sağlık durumuna, fiziksel aktivitesine, yaşına, gebelik haftasına göre değişmekle birlikte; günlük beslenmenize 300-400 kalorilik enerji ilavesi yapmanız gerektiğini unutmayın. Bunu gerçekleştirmenin en basit yolu ise günlük beslenme düzeninize et, süt, meyve, sebze, tahıl gibi besin gruplarından yeterli ve dengeli tüketmeniz yeterli olacaktır. Kendi ve bebek sağlığı içi günlük 1800 kalorinin altına düşmemeye özen gösterin.

Hamilelikte yeterli ve dengeli beslenebilmek için:

Kalsiyumdan zengin olan süt, yoğurt ve peyniri düzenli olarak tüketin,
Her gün 1 adet yumurta ve haftada 1 kez kuru baklagiller, 2 kez balık, 3 kez kırmızı et, 1 kez de hindi/tavuk tüketin
Kuru fasulye, nohut, mercimek ve bulgur karışımı yemekleri, portakal, mandalina, domates, maydanoz, sivri biber, taze soğan gibi C vitamini yönünden zengin sebze ve meyvelerle birlikte sık olarak tüketin,
Vitaminler ve lifin zengin kaynağı olan taze meyve ve sebzelerin her öğünde düzenli olarak tüketin,
Ekmek çeşitlerinizi beyaz yerine, tam tahıllardan (tam buğday, çavdar, yulaf gibi) yana tercih edin,
İçeriğindeki katkı maddelerinden dolayı, mümkün olduğunda paketli, hazır gıdalardan uzak durun veya seyrek tüketin.
D vitamini besinlerde bulunmaz. Güneş ışınları ile ciltten sağlanır. Bu nedenle güneşlenmeye özen gösterin.
Kuru meyveler ve kuru yemişler yüksek enerjilerinin yanında, demir ve kalsiyum gibi minerallerden zengindir. Beslenmenizde, ara öğünlerde yer verin.
Mevsiminde ve doğal ortamda yetişen sebze ve meyvelerin tercih edin,
Konserve besinler tercih etmeyin.
Olabilecek ilaç kalıntılarından dolayı sebze ve meyveleri iyice yıkayarak tüketin. Gerekirse kabuklarının soyarak tüketin.
Tatlandırıcı içeren ürünleri tüketmeyin.
Çiğ et, balık tüketmeyin..
Sigara ve alkolden uzak durun
Doktora danışmadan ilaç kullanılmayın.

2. Hamile olan annenin bebeğinin anne karnındaki gelişimi için en yararlı olacak besinler nelerdir? Anne adaylarının en çok neleri yemesini tavsiye edersiniz?

Beslenmede hiç bir zaman mucizevi bir besin yoktur her zaman yeterli ve dengeli beslenmek altın kuraldır. Bu nedenle sebze, meyve, süt, tahıl, yağ gibi besin gruplarının her gün yeterli miktarlarda tüketilmesine özen gösterin.

Hamilelik döneminde enerjiyle birlikte protein, demir, kalsiyum, vitamin A ve folik asit başta olmak üzere tüm vitaminler ve minerallere olan gereksinim artar. Besin ögelerinin yeterli miktarlarda alınabilmesi için, beslenmede çeşitlilik yapılması gerekir. Ve bu vitamin-minerallerin kaynaklarına beslenmede yer verilmelidir.

Beyin gelişiminde etkili olan omega-3 yağ asitleri gebeliğin 6. ayından sonra kordon kanı ile bebeğe geçer. Anne adayı omega-3’den zengin besinlere daha çok yer vermeye özen göstermeli. Özellikle somon, uskumru gibi yağlı balıklar,  zeytinyağı, keten tohumu,  ceviz, semizotu beslenmede mutlaka yer verilmedi.

Hamilelikte boyunca, bebek ihtiyaçlarını anneden karşılar. Kalsiyum eksikliğine bağlı diş kaybı ve kemik kütlesinde azalma olmaması için; süt, yoğurt, peynir, ayran tüketimi arttırılmalıdır. Demir ihtiyacının hepsini besinlerle karşılanamayacağı için, doktorunuzu danışarak bu dönemde mutlaka demir takviyesi alınmalıdır. Demirce zengin, kırmızı et, yumurta, yağlı tohumlar, kuru baklagiller, pekmez, kuru meyveler vb. besinler mutlaka tüketilmelidir.

3. Hamilelerde “hamilelik şekeri” çıktığı oluyor. Böyle bir durumda annelerin beslenmeleri ne şekilde olabiliyor?

Hamilelik şekeri tedavisinde diyet tedavisi uygulanır. Kişiye özel yeterli ve dengeli, diyabete uygun bir diyetle kan şekerinin düzelmesi beklenir. Şayet diyet tedavisi yeterli gelmiyorsa insülin tedavisine başlanabilir. Gebelik durumu bulunmayan şeker hastlarının kullandığı şeker hapları hamilelikle kullanılmadığını unutmayın.

4. Doğum olduktan sonra annenin sütünü artıran besinler nelerdir? Sütlü tatlılar süt yapar algısı vardır doğru mudur?

Sütlü tatlılar süt yapmaz, aksine şeker olduğu için sadece kilo alımına katkı sağlar.

Anne sütünü etkileyen ilk ve en önemli etken, annenin sütünün iyi olduğunu düşünmesidir. Gerçekten olumlu düşünmek hormonları etkileyerek, süt salgılanması olumlu etkilediğini unutmayın. Ve bu dönemde hamilelikte olduğu gibi yeterli ve dengeli beslenme sürdürülmelidir.

Beslenme açısından ise en önemli etken su tüketimidir. Anne sütünün miktarını doğrudan etkilemektedir. Günde en az 2-3 (yaklaşık 12 su bardağı kadar) litre sıvı tüketilmesi gerekir.  Suyun yanında süt, ayran, maden suyu, taze meyve suları, şekersiz komposto ve hoşaflar ideal seçimlerdir. Ayrıca rezene çayı, dereotu, maltlı içecekler, bulgur, dereotu, çemen otu anne sütünü arttıran besinlerdir.


Seçil Kenar'a ulaşmak için;

http://www.secilkenar.com.tr/

13 Nisan 2017 Perşembe

Yaz Yaklaşıyor Sıkılaşmak İçin Superslow'u Deneyin

Daha önce de yazdığım, "Doğumdan sonra nasıl sıkılaştım" yazımı belki hatırlayanlar olur. Kızım Ada daha 1 yaşındayken doğum sonrası esnekliğini kaybeden vücudumu hızlıca toparlama kararı almıştım. O zaman Ada daha küçük olduğu için ondan çok da ayrı kalamıyordum. Ben de kısa süreli ama hızlıca sıkılaşacağım bir spor yapmaya karar verdim. Sıkılaşmak tabii ki çok istediğim bir şeydi ama annelerin çoğunda olan; kızımı kucağımda taşımaktan kaynaklanan bel, boyun veya kol ağrılarımı gidermekte başka bir önceliğimdi.

Eşimin daha önce gittiği ve çok memnun kaldığı Superslow'u denemek aklıma geldi. Superslow, haftada sadece 1 veya 2 defa 20 dk’lık seanslarla, özel hoca eşliğinde yapılan bir egzersiz programı. 20 dk içerisinde var olan aletlerde uzman eşliğinde, serin bir ortamda yavaş tempoyla çalışıyorsunuz. Burada amaç, kaybolan vücut kaslarını yeniden oluşturmak. Zor tarafı hareketleri yavaş yaptığınız için oldukça fazla zorlanıyorsunuz. En güzel tarafı ise 1,5 ay gibi bir sürede hem duruşunuz değişiyor, ağrılarınız azalıyor, hem de sıkılaşıyorsunuz. O zamanlar bendeki değişimi gören arkadaşlarım inanamamışlardı. 20 dk. sürdüğü için eğer çalışmıyorsanız bebeğinizden uzun süre ayrılmanıza gerek kalmıyor. Çalışıyorsanız da 20 dk kıyafet bile değiştirmeden, terlemeden egzersizinizi yapıp işinize dönebiliyorsunuz. 

Veeee... 3 sene önce gittiğim Superslow'a bugün itibariyle tekrar başladım. Çünkü artık çalışıyorum ve işten sonra tek istediğim kızımın yanına hızlıca dönmek. O yüzden de spora zaman ayıramaz oldum. Bu da özellikle masa başında çalışan herkesin başına gelen bel ve boyun ağrılarımı arttırdı. Yine bu zamanımda Superslow aklıma geldi ve bugün iş yerime de evime de yakın olan Ataşehir şubesine gidip ilk seansımı tamamladım. 

Yazın yaklaştığı şu zamanlarda yeni bir anneyseniz ve spor için fazla vaktiniz yoksa veya çalışan biriyseniz ve spora vakit bulamıyorsanız, Superslow'u mutlaka bir kere denemenizi tavsiye ederim. Üstelikte blogumdan öğrenip geldiğinizi söylerseniz ücretsiz 1 ders deneyebilirsiniz. Randevu ile çalışıldığı için mutlaka telefon açıp randevu almayı unutmayın. 

Daha detaylı bilgi ve şubeleri için web adreslerini inceleyebilirsiniz;

9 Eylül 2016 Cuma

Okula Başlamadan Önce Düşünülmesi Gerekenler

Biz de gelecek yıl ilkokul hazırlığa başlayacak kızımız için kışın okul gezmeye başlayacak ailelerdeniz.  O okul bu okul diye konuşurken düşündüm de bizim zamanımızda okula karar vermek ne kolaymış. Çocuklar genellikle eve en yakın olan devlet okuluna gönderilirdi. Mahalledeki  esnafın, kapıcıların, yan komuşunun çocukları sınıf arkadaşımız olur, beraber okula gidilip, ele ele eve dönülür sonra da bahçede oynamaya devam edilirdi. Kimse kimsenin babası ne iş yapar, ne arabası vardır vs bilmezdi. Statü düşünülmeden sadece büyümeye, öğrenmeye ve oynamaya yani çocukluğumuza odaklanılırdı.

Şu zamanda ise bırakın devlet okulunu, özel okullarda bile Atatürkçü, Laik, iyi eğitim veren bir okul arıyorsunuz. Okulu buldunuz bu sefer okulun uzaklığı, çocuğu sabahın kör karanlığında servise bindirmenin üzüntüsü sizi zorlamaya başlıyor. Hele bir de kardeş varsa onun okulunu da yakın seçiyorsunuz ki birbirlerine sahip olsunlar. İlkokulda  nerdeyse her yıl okuldan memnun kalmayıp değiştiren o kadar veli duydum ki. Sebebini sorduğunuzda, “Aman ingilizce çok zayıf”, “Ortaokul, Lise başarı puanları düşük”, “Öğretmen çok ilgisiz” gibi yorumlar yapılıyor. Böylece “sözde” çocuklar düşünülerek alıştığı arkadaşlarından, öğretmeninden, çevresinden ve en önemlisi düzeninden ayrılıyor çocuklar. Ben bunun sebebinin bir kısmının okul eğitim sisteminden kaynaklandığını düşünsemde bir kısmının da ailelerden kaynaklandığını düşünüyorum. Şu zamanda bazı ailelerin çocuklarını maalesef az tanıdıkları, becerileri ve kapasitelerini değerlendirmeyip kendi hayalleri için çocukların belki de hiç mutlu olmayacakları özel okullarda okuttuklarını gözlemliyorum. Örneğin daha sosyal bir çocuğun sosyal olanakları daha fazla olduğu, eve yakın olan ki eve gelip bahçeye arkadaşlarıyla çıksın bir okul seçmeleri daha doğru olabilir. Veya daha analitik bir çocuk daha disiplinli, fen ve matematik ağırlıklı bir okula yönlendirilebilir. Ama ne olursa olsun evinize yakın bir okul seçmek, çocukların eve gelip ödevlerini yapıp yine çocukluklarını yaşamak için bahçede koşturmaları için onlara fırsat yaratabilir. Eskilerin söylediği gibi “En iyi okul evine yakın okuldur”.

Bir de yeni nesillerde sadece okulla da bitmiyor, haftasonları çocukların ekstra kursları, özel dersleri oluyor. Bale dersi, jimnastik dersi, piyano dersi, karate, yüzme, basketbol derken çocuk kendini dersten derse giderken buluyor. Tabii ki çocukların becerilerine göre yönlendirmemiz gerekiyor. Bu onların gelişimi için çok önemli. Ama gördüğüm kadarıyla çocuklar tek ailesiyle ve arkadaşlarıyla doyasıya geçirecekleri zaman olan haftasonlarını kurs kurs, ders ders geziyorlar. Bu da maalesef çocukluğunu yaşayamayan hep bir koşturma içindeki çocukları ortaya çıkarıyor. Bu kadar her güne bir ders, kurs bulmak yerine, senede bir branşda ders aldırılsa ve geri kalan tatil günlerinde çocuklar aileleriyle tiyatroya, aile yemeğine, müze gezmeye , arkadaşlarıyla bahçede top oynamaya gitse daha yaralı olmaz mı sizce?

Evet şu zamanda çoğu aile çocuğu için en iyi eğitimi vermeye, onu geleceğe en iyi şekilde hazırlamaya odaklanıyor. Hepimiz bunun için çalışıyoruz. Ama bir durup çocuğa nefes alma imkanı vermemiz gerektiğini düşünmüyor musunuz? Zaman bizim zamanımız gibi değil belki ama yine de çocuklarımızın bizim zamanımızdaki gibi güzel çocukluk anıları biriktirmesine yardımcı olabiliriz. Sürü psikolojisi olarak herkes nereye gidiyorsa biz de oraya götüyoruz çocukları. Bırakalım hangi velinin ne yaptığını, çocuğumuzu tanıyarak onu yönlendirelim ve bırakalım onlar zaten stresi bol olan günlerin içinde boş vakitlerini biraz rahat geçirsinler. 

Biz daha ilkokul yoluna çıkmadık ama eşimle hem fikir olduğumuz konular; kızımızı tek boş vakti olacağı haftasonları o kurs benim bu kurs senin götürmeyeceğimiz, her yıl onun yeteneğine göre bir branş seçip o konuda ders aldıracağımız, özel okul bile olsa evimize yakın bir okula karar vereceğimiz veya evimizi okula yakın taşıyacağımız ve kızımıza oyun oynamak için zaman yaratmamız gerektiği. Eğer sizde bizim gibi ilkokul dönemine daha atım atmamışsanız bu konuları iyi düşünüp, etrafınızı gözlemlersiniz belki sizde çocuğunuza daha stressiz ve mutlu bir çocukluk hediye edebilirsiniz. 




2 Ağustos 2016 Salı

Mevsiminde Tüketim İçin Bilinmesi Gereken Siteler


Benim gibi çocuğunun hijyenik bir evde gezmesi, sağlıklı ve mevsiminde besinler yemesi için uğraşan anneler için benim güvenle sipariş verdiğim siteleri sizler için yazmak istedim.  


Limon Bahçemiz 

4 kuşaktan beri çiftçilikle uğraşan, ekmeğini bu topraklardan kazanmış dedelerinin yeni kuşak temsilcilerinin sahibi olduğu Limon Bahçemiz, limonu en doğal şeklinde evinize sunuyor. Haftaiçi her gün saat 15:00’e kadar verdiğiniz siparişleri aynı gün içinde kargoya teslim ediliyor. 



Mis Bahçem

İstanbul Cumhuriyet Köy’de 6 yıldır meyve ağaçlarıyla faaliyet veren Mis Bahçem’de başta elma, kiraz, kivi olmak üzere 20 çeşit meyve, 30 bin meyve ağacı bulunmakta. Bence Mis Bahçem’in en farklı özelliği de istediğiniz takdirde ağaçları kiralayabilecek olmanız. Böylece çocuğunuzla gidip kiraladığınız ağacın meyvelerini ağaçtan toplama keyfini sürebiliyorsunuz. İstediğiniz ürünleri sepetinize ekleyebileceğiniz gibi haftanın paketini de sipariş verebilirsiniz. 



Portakal Bahçem 

100 yıllık aile geleneğini Finiki’de devam ettiren Portakal Bahçem, mis kokulu portakalları, kumkubatı, mandalinayı, narı ve limonu bulabileceğiniz bir yer. Kış biterken mis kokulu portakal kabuklarından reçel yapmanızı öneririm. Muhteşem oluyor. Reçel yapmaya vaktiniz yoksa da o zaman siteden hazır yapılmış reçellerini sipariş edebilirsiniz. 



İpek Hanımın çiftliği 

Nazilli’de yer alan tamamen doğal ortamında meyve ve sebzelerin yetiştirildiği çiftlikten sipariş etmenizi öneririm. Online sipariş veremiyorsunuz ama çiftliğin sahibi Pınar Hanım’a e-mail atıp veya arayıp size her hafta liste göndermesini isterseniz, gelen listeden siparişinizi seçip kendisine bildiriyorsunuz. Böylece evinize kargoyla ürünleri gönderebiliyor. Meyve sebzenin yanı sıra evde hazırlanmış bir sürü ürünü de kendisinden sipariş verebilirsiniz. 


Makarna Lütfen 

Gıda Mühendisi bir annenin çocuklarına yedirmek için, sebze ile makarnayı birleştirme fikrinden yola çıkarak kurulan Makarna Lütfen’de, sebzeli makarnalar , çorba karışımları, erişteler, kek karışımları, bebek tarhanasının yanı sıra karışık ürünlerin bulunduğu paketlerden de sipariş verebilirsiniz. Ben çorba karışımlarını ve makarnalarını kızıma bolca yapmışlığım var. 


Yeşil Anne

Yine kendi ailesi ve bilinçli anneler için ekolojik ev temizliyeciler üretmeye başlayan Işıl Kırgız, Yeşil Anne adıyla evlerinize siparişlerinizi iletiyor. Standartlara uygun, %100 bitkisel aktiflerle üretilen ürünler, hindistan cevizi yağı, buğday ve patatesten elde ediliyor. Ev temizliyicelerinin yanı sıra, çamaşır, bulaşık ve kişisel bakım ürünleri de bulunuyor. Evde bebeği olan anneler için özellikle yer temizleme ve çamaşır makinası ürünleri tercih edilebilir. 





7 Mayıs 2016 Cumartesi

Avuçlarının İçinde Minik Bir El Varsa Annesin...


Tam 9 ay boyunca karnında olduğu gibi kalbinde de hızla atan o minik kalbi/kalpleri taşıyacağını hissetmeye başladıysan annesin…

Onu ilk kez kucağına aldığında, kalbin hiç olmadığı kadar hızlı atıp, kucağındaki minik varlığın hayatında gördüğün en güzel şey olduğunu düşünüyorsan annesin…

Hayatına girdiği ilk günlerde loğusalık, uykusuz geceler, gaz sancıları, emzirmeler derken kendine bir dakika bile zaman ayıramasan da, tek boş vaktin o uyuduğu zaman olsa da, o anda da onu özlüyorsan annesin… 

O uyurken zaman zaman gidip nefes alıp almadığını kontrol ediyorsan annesin…

O hayatına girmeden önce topuklu ayakkabılar, mini elbiseler, skinny jeanler dolabının olmazsa olmazıyken, ondan sonra emzirme sütyenleri, rahat emzirebileceğin gömlekler, eşofmanlar dolabından taşıyorsa annesin… 

Emzirmek, alt değiştirmek, ek gıda, tuvalet eğitimi, 2 yaş sendromu derken bazen annelik sana ağır da gelse yanağına değen bir minik el, minik bir öpücükle bütün sıkıntıların bir anda yok oluyorsa annesin…

O, senin vereceğin bir öpücüğün bütün ufları geçireceğini düşünsede esasında onun bir öpücüğünün sendeki bütün ufları geçireceğinin farkındaysan annesin… 

O kucağında uyurken uzanamadığın battaniyeye ayak parmakların sayesinde uzanabildiğinin farkındaysan annesin…

Uyuması için gözünün içine bakarken uyuduktan sonra onu inanılmaz özlüyorsan annesin…

Onu ağlatan herkesi ve herşeyi bu dünyadan yok etmek istiyorsan annesin…

Bir zamanlar karnında seni tekmeleyerek uyutmayan o minik ayakları kocaman olsalarda hala öpüyorsan annesin…

Zaman zaman seni çığrından çıkarttığında sesin fazla yükselip, dudak bükmesiyle vicdanın sızım sızım sızlıyorsa annesin…

Hasta olduğunda kucağında uyurken 2 saat boyunca haraketsiz durmayı başarabiliyorsan annesin…

Tam “O uyudu ben de biraz kendime zaman ayırıyım” derken neyi yapacağına karar veremeyip yine hiç birşey yapmadan kanepede uyuya kalıyorsan annesin… 

Eskiden çalar saat bile seni uyandıramazken gece sağdan sola dönmesini bile duyup, kalkıp üstünü örtüyorsan annesin… 

Yine dünyaya gelsem yine onun annesi olmak isterdim diyorsan annesin…

Senin için Anneler Günü artık minik bir kalpten minik bir süpriz beklenen bir gün olmuşsa annesin..


19 Nisan 2016 Salı

Çocuğunuzun Yeniden Kendi Başına Uyumasını Sağlamak

Bebeklikten beri çocukların uyku problemleri annelerin hep uğraştığı yegane konulardan biridir. Eğer benim gibi daha bebekken uyku eğitimi verdiyseniz şanslınız. Çünkü uyku eğitimi alan çocuk yatağında kendi başına ve erken uykuya dalar. Kendi başına uyuyan çocuk gece uyandığında da kendi başına uykuya geri dönebilir ve sabaha mutlu kalkar çünkü uykusunu almıştır. Ne kadar uyku eğitimi vermiş de olsanız okula başlamasıyla hastalıklar, kardeş gelmesiyle anneyi koynunda isteme, tatil veya taşınma sebebiyle yerini yadırgama gibi sebeplerden bir anda kendinizi çocuğunuzun koynunda veya yanında koltukta uyurken bulabilirsiniz. “Eyvah bütün düzenimiz bozuldu” derken ne yapacağınızı bilemezseniz ve bir şey yapmanız gerekecekse de sil baştan başlamak gözünüzü korkutur. Gözünüz korkmasın çünkü esasında uyku eğitimi almış veya kendi başına daha önce yatağında uyuyan bir çocuğunuz varsa küçük bir oyunla yeniden onun eski uyku düzenine dönmesini sağlayabilirsiniz. 

2-3 ay önce kızımızın ağır bir grip geçirmesinin ardından her zaman “İyi geceler” diyip odasından çıkarken, odasındaki koltuktan kalkamaz olduk. Hastalık bitti, herşey normale döndü ama kızım o koltuktan kalkmama asla izin vermiyordu. Kalkarsam diye de durmadan gözünüzü açıp kapatıyor ve uykuya geçiş süresi 1 saatleri bulabiliyordu. Bir akşam benim koltukta 1 saat 15 dk oturmamdan dolayı belim tutuldu ve buna bir çare bulmaya karar verdik. Ada 5 aylıkken uyku eğitimi aldığımız Kundak’ın kurucusu Pınar Sibirsky’nin bana çok önceden bahsettiği yöntemi hemen uygulamaya başladık. Eşim onun sevdiği çizgifilm karakteri olan Mickey ve arkadaşlarının fotoğraflarının olduğu 4 haftalık bir tablo yaptı. Tabloda yukarıdan aşağı günler, soldan sağa da haftalar yazıyordu. Ben hemen gidip onun sevdiği gülen surat çıkartmalarından aldım. Önce kendisiyle konuştum. Artık bebek olmadığını, eskiden kendi başına uyuduğunu, koltukta oturmaktan belimin de çok ağrıdığını söyledim. Onun için bir tablo yaptığımızı, her kendi başına uyuduğu gün için sabahına gülen surat çıkartması yapıştıracağımızı, tablodada her yer gülen surat olunca istediği yürüyen kediyi ona alacağımızı söyledim. Önce çok heyecanlandı, oyun gibi geldi. Hemen tablomuzu dolabına yapıştırdık. Bu konuşma haftasonuna denk geldiği için öğlen uykusunda kendisi başlamak istedi. İyi uykular dileyip odasından çıktım. Odanın kapısında bekledim ve “Ne zaman anne dersen ben seni duyarım” dedim. Buraya kadar ne kadar kolay gitmiş olsa da bir an da ağlamaya ve bana “ Ben daha küçücüğüm” demeye başladı. Ne kadar içim gitse de artık 3,5 yaşında küçücük olmadığını biliyordum. O yüzden ikna ederek, sakinleştirerek, biraz kapının dışından “pşşşşş pşşşşş” diyerek sakinleşmesini bekledim. “Anneeee” dediğinde gülerek kapıdan kafamı uzatıp “ Ben burdayım, bak seni duyabilirim” dedim. 20 dk’lık debelenme sonunda kendi başına uyudu. Uyanında alkışlar, öpücükler, “ Afferim benim kızıma” lafları havada uçuştu ve beraber gülen surat çıkartmamızı yapıştırdık. Akşam uykusuna yattığında ağlama ve itiraz süresi 15 dakikaya indi. Sabah kalkınca yine aynı seremoniyle çıkartmamızı yapışırdık. 3. gün akşam uykusunda kızımı yatırıp, öpüp odasından çıktım. Hatta odanın kapısından salona bile gider oldum. Ve o gün 1,5 saat koltuktan oturmadığım için havalar uçuyordum. 


Bu yöntemi 2 arkadaşıma daha anlattım ve onlarda uyguladılar. Benim gibi birisi koltukta oturuyor, birisi de oğlunun koynunda yatıyordu. Şimdi ikisinin de çocukları tekrar kendi başına uyuyor. Burada esas püf nokta sizin kararlı olmanız. Eğer ağladığında veya duygu sömürüsü yaptığında hemen vazgeçecekseniz sakın başlamayın. Çünkü o zaman annemi ikna ettim diye düşünüp her zaman ağlayarak istediğini yaptırabilir. Ben ve 2 arkadaşım denedik tamamen başarılı olduk. Sizin çocuğunuzda önceden kendi başına uyur ama bir sebepten sizinle uyumaya alıştıysa. Bu yöntemi deneyebilirsiniz.